Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Tıp Fakültesi akademisyenlerinin imzasını taşıyan akademik çalışma, YY1AP1 geninde daha önce tanımlanmamış yeni bir varyantı ilk kez ortaya koyarak hem uluslararası literatüre katkı sundu hem de nadir hastalıklarda erken tanının önemini gözler önüne serdi.
BAÜN
Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı akademisyenlerinden
Doç. Dr. Gül Ünsel Bolat, Araş. Gör. Dr. Neslihan Tezcan, Radyoloji Anabilim
Dalı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Alperen Tezcan, Tıbbi Genetik
Anabilim Dalı akademisyenlerinden Doç. Dr. Hilmi Bolat ve Araş. Gör. Dr. Dilan
Genç Akdağ’ın birlikte
yürüttüğü “A novel compound heterozygous YY1AP1 variant in Grange syndrome:
importance of early signs in preventing life-threatening vascular complications”
başlıklı çalışma, uluslararası dergi sıralamalarında en üst dilimlerden olan Q2
kategorisindeki “Journal of Human Genetics” dergisinde yayımlandı.
Doç.
Dr. Gül Ünsel Bolat: “Elde ettiğimiz bulgular nadir hastalıkların erken tanısı
açısından önemli”
Çalışmaya
ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Gül Ünsel Bolat, araştırmalarında
özellikle nadir görülen Grange sendromunun genetik altyapısına ve klinik
seyrine dair önemli bulgular ortaya koyduklarını belirtti. Çalışmada, 17
yaşındaki bir hastada YY1AP1 genine ait biri daha önce tanımlanmış, diğeri ise
literatürde ilk kez bildirilen iki farklı varyantın birlikte bulunduğu
(compound heterozigot) bir yapı tespit ettiklerini ifade eden Doç. Dr. Gül
Ünsel Bolat, bu yeni varyantın daha önce herhangi bir veri tabanında yer
almadığını ve bu yönüyle bilim dünyası için özgün bir bulgu niteliği taşıdığını
vurguladı.
Araştırma
kapsamında incelenen olgunun dikkat çekici yönlerinden birinin, hastalığın
genellikle ileri dönemlerde ortaya çıkan damar daralması ve hipertansiyon gibi
ciddi bulgular henüz gelişmeden, nörogelişimsel belirtiler üzerinden tanı
alması olduğunu belirten araştırmacılar, bu durumun erken genetik tanının
hayati komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynayabileceğini ortaya
koyduğunu dile getirdi.
Elde
ettikleri bulguların yalnızca hastalığın tanı süreçlerine değil; aynı zamanda
genotip–fenotip ilişkilerinin daha iyi anlaşılmasına, erken müdahale
stratejilerinin geliştirilmesine ve bireyselleştirilmiş hasta takibine önemli
katkılar sunduğunu ifade eden araştırmacılar, YY1AP1 geninin hem damar gelişimi
hem de nörogelişimsel süreçlerde önemli rol oynadığını, bu genle ilişkili
hastalıkların klinik açıdan geniş bir çeşitlilik gösterebildiğini söyledi.
Makale bağlantı adresi: https://www.nature.com/articles/s10038-026-01471-0
