Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Tıp Fakültesi, nadir görülen nörogelişimsel hastalıkların genetik temellerini aydınlatmaya yönelik önemli bir bilimsel çalışmaya daha imza attı. BAÜN Tıp Fakültesi akademisyenlerinin de içerisinde yer aldığı akademisyenlerin imzasını taşıyan akademik çalışma, TRMT10A genine bağlı nadir bir nörogelişimsel bozukluğa ilişkin önemli bulgular ortaya koydu.
BAÜN
Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı akademisyenlerinden Doç. Dr. Hilmi
Bolat, Dr. İrem Aksu Şahin, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim
Dalı akademisyenlerinden Doç. Dr. Gül Ünsel Bolat, Bandırma Onyedi Eylül
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nörolojisi Anabilim Dalı akademisyenlerinden
Dr. Döndü Ülker Üstebay ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı akademisyenlerinden
Dr. Sefer Üstebay tarafından ortaya koyulan, “TRMT10A-Related
Neurodevelopmental Disorder Without Metabolic Findings” başlıklı çalışma, uluslararası dergi
sıralamalarında SCI-Expanded Q2 kategorisinde yer alan “Human Mutation”
dergisinde yayımlandı.
Doç.
Dr. Hilmi Bolat: “Elde Ettiğimiz Bulgular Nadir Genetik Hastalıkların Daha İyi
Anlaşılmasını Sağlıyor”
TRMT10A
geninde yer alan ve erken durdurucu etkiye sahip patojenik bir varyant taşıyan
hastanın klinik ve genetik özelliklerinin ayrıntılı olarak değerlendirildiği
çalışma hakkında değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Hilmi Bolat, TRMT10A
genine bağlı hastalıkların oldukça nadir görüldüğünü belirterek, araştırmada
tanımlanan olgunun literatürde sınırlı sayıda bildirilen vakalardan biri
olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Hilmi Bolat, mikrosefali, entelektüel
yetersizlik, epilepsi ve kısa boy gibi bulgularla başvuran hastada, bu sendrom
için sıklıkla beklenen diyabet ve diğer metabolik bozuklukların henüz ortaya
çıkmamış olmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı.
Araştırmacılar,
çalışmada tanımlanan TRMT10A varyantının hastalığın klinik yelpazesinin daha
iyi anlaşılmasına katkı sağladığını belirterek, genotip–fenotip ilişkilerinin
açıklanmasına yönelik önemli veriler sunduğunu ifade etti. Özellikle metabolik
bulguların bulunmamasına rağmen genetik tanının konulabilmesinin, hastaların
ilerleyen yıllarda gelişebilecek diyabet ve diğer endokrin komplikasyonlar
açısından yakından izlenmesine olanak sağlayacağı belirtildi.
TRMT10A
ilişkili hastalıklarda görülen klinik çeşitliliğin ayrıntılı şekilde
değerlendirildiği ve mevcut literatürde bildirilen olgularla karşılaştırmalı
analiz gerçekleştirildiğini belirten araştırmacılar, elde edilen sonuçların
yalnızca tanısal süreçlere değil, aynı zamanda genetik danışmanlık, prognoz
değerlendirmesi ve bireyselleştirilmiş hasta takibi açısından da önemli
katkılar sunduğunu ifade etti.
Çalışmanın
TRMT10A geninin nörogelişimsel süreçlerdeki rolüne ilişkin bilgi birikimini
artırdığını ve nadir genetik hastalıkların daha iyi anlaşılmasına katkı
sağladığını belirten araştırmacılar ayrıca elde edilen bulguların, gelecekte
gerçekleştirilecek çok merkezli araştırmalar için önemli bir referans kaynağı
oluşturacağını vurguladı.
Makale
bağlantı adresi: https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1155/humu/8058409
