Balıkesir Üniversitesi Veteriner Fakültesi Veterinerlik Farmakoloji ve Toksikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. İzzet Karahan ve Dr. Öğr. Üyesi Hasan Susar’ın editörlüğünü yaptığı “Temel Veteriner Farmakoloji” adlı kitap, Akademisyen Kitabevi tarafından yayımlandı.
Başta
veteriner hekimlik ve laboratuvar hizmetleri alanında eğitim gören ön lisans
öğrencileri olmak üzere meslektaşlara, teknik personele ve sektöre yönelik
temel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyan eserde, BAÜN Veteriner Fakültesi
akademisyenlerinden Prof. Dr. İzzet Karahan ve BAÜN Sağlık Bilimleri Enstitüsü
mezunu Dr. Çağla Çelebi “Veteriner Hekimliğinde Gıda Güvenliği”, BAÜN Veteriner
Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Şahver Ege Hişmioğulları “Anestezikler,
Analjezikler, Sedatifler”, BAÜN Veteriner Fakültesi akademisyenlerinden Dr.
Öğr. Üyesi Hasan Susar “Veteriner Hekimliğinde Farmakovijilans ve Etik İlaç
Kullanımı” ve BAÜN Savaştepe Meslek Yüksekokulu akademisyenlerinden Dr. Öğr.
Üyesi Murat Çelebi ise “İlaçların Uygulama Yolları ve Doz Hesaplamaları”
başlıklarında bölüm yazarlığı yaptı.
Kitap
hakkında bilgi veren Prof. Dr. İzzet Karahan ve Dr. Öğr. Üyesi Hasan Susar,
eserin farmakoloji ve toksikoloji alanındaki güncel bilimsel bilgileri klinik
uygulamalarla bir araya getirdiğini belirtti. Akademisyenler, eserin sağlam bir
terminolojik altyapı oluşturmak amacıyla farmakolojinin temel kavramları ve
ilaç kaynakları ile başladığını ifade etti. Rasyonel tedavinin bilimsel
temelini oluşturmak üzere ilacın organizmaya girdiği andan itibaren uğradığı
emilim, dağılım, metabolizma ve atılım süreçlerini inceleyen Farmakokinetik ile
ilacın hücresel düzeyde nasıl bir yanıt oluşturduğunu açıklayan Farmakodinamik
bölümlerine detaylı olarak yer verildiğini belirten akademisyenler, bir ilacın
etkinliğinin yalnızca doğru seçime değil, uygun uygulama yolu ve hatasız doz
hesaplamalarına da bağlı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda, söz konusu konularda
sistematik ve pratik bir rehberlik sunulduğunu aktardı.
Eserin
klinik uygulama bölümlerinde sindirim ve solunum sistemi hastalıklarında
kullanılan ilaçlardan, modern anestezinin temel taşları olan genel ve lokal
anestezikler, sedatifler ve ağrı yönetiminde kullanılan analjeziklere kadar
geniş bir ilaç yelpazesinin ele alındığını belirten akademisyenler, antibiyotik
direnci ve bu süreçte stratejik öneme sahip antiparaziter ilaçların
kullanımının da türe özgü fizyolojik farklılıklar gözetilerek işlendiğini ifade
etti. Akademisyenler, ayrıca endokrin sistem farmakolojisi ile vitamin ve
mineral takviyelerinin fizyolojik etkileri ve klinik öneminin de ayrıntılı
biçimde ele alındığını kaydetti.
Kitabın
ikinci ana eksenini oluşturan Toksikoloji bölümünde ise “zehri doz yapar”
ilkesinden hareketle bitkisel toksinler, mikotoksinler ve pestisitler gibi
yaygın zehirlenme etkenlerinin sistematik bir çerçevede ele alındığını belirten
akademisyenler, zehirlenme vakalarında hayati fonksiyonların stabilizasyonu,
dekontaminasyon protokolleri ve spesifik antidot yaklaşımlarının da acil
müdahale süreçlerinde rehberlik edecek şekilde yapılandırıldığını ifade etti.
Eserin
önemli stratejik vizyonlarından birinin “Tek Sağlık” konsepti çerçevesinde gıda
güvenliği, kalıntı riskleri ve çevresel sürdürülebilirlik olduğunu vurgulayan
akademisyenler, hayvansal üretim zincirinin “çiftlikten sofraya” her aşamasında
veteriner ilaçlarının bilinçli kontrolünün yalnızca hayvan ve halk sağlığını
değil, ekosistemi de koruduğuna dikkat çekti. Akademisyenler, ilaçların
dokularda birikerek gıda zincirine dahil olmasını engelleyen kalıntı arınma
süreleri ve maksimum kalıntı limitlerinin de teknik boyutlarıyla
detaylandırıldığını belirtti.
Gıda
güvenliğinin bir bileşeni olarak ilaç atıklarının çevreye karışmasının su ve
toprak kalitesi üzerindeki etkileri ile dirençli mikroorganizmaların gelişimine
sağladığı zeminin halk sağlığı perspektifinden değerlendirildiğini aktaran
akademisyenler, farmakovijilans uygulamalarıyla ilaçların pazarlama sonrası
güvenliğinin izlenmesi ve ilaç atıklarının çevre üzerindeki etkilerinin
minimize edilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Akademisyenler, bu yaklaşımla
ön lisans öğrencilerinin teknik bilgiyle donanmış uygulayıcıların ötesinde,
etik değerlere ve çevre bilincine sahip sağlık personeli olarak yetişmelerine
katkı sunulmasının amaçlandığını kaydetti.